Ufuk & Bahar Dorduncu
Ana Sayfa
Ana Sayfa
Dinu LIPATTI
Biyografi
Ufuk & Bahar Dördüncü
Ufuk ve Bahar Dördüncü'de uzun zamandır birlikte olmanın sağladığı uyum ve buna eklenen
sıra dışı tekniğin büyüsü hemen hissediliyor. Fransız müziği ile olan özel ilişkilerinde H. Datyner, D.N'Kaoua, E. Vercelli ve Vlado Perlemutter ile tanışmalarının rolü büyüktür.
F.R. Duchable ise onların gençlik dönemlerinden başlayarak her iki sanatçının yeteneklerine olan inancını sürdürerek, yakından ilgilenmiştir.
Sanatçıların, Ankara, Cenevre, Saragosse, ve Paris ödülleri, müzik yaşamlarının büyük bir parçası.
Tüm bu yapısal bütünlüğü dünyanın önde gelen prestijli konser salonlarının deneyimi ve P. Boulez, T. Strugala, Z. Nagy, A. Jordan, A. Schwinck, P. Rophé, Rickenbacher, gibi şeflerle olan çalışmaları pekiştirmiştir. Ayrıca, Cenevre'de Victoria Hall, Lyon'da Salle Moliére, New York’da Merkin Hall Brezilya'da Uluslar Sarayı, Stuttgart'da Liederhalle, Düsseldorf'da Wittgenstein Sarayı v.s. ayrıca Peter Ustinov, H.Holliger, M. Bourge, S. Schick v.s. gibi büyük sanatçılarla olan ortak çalışmalarını da ekleyebiliriz.
Amadeus, Archipel, Schubertiade, Ars Musica Strasbourg, Fontainbleau Paris gibi Avrupa'daki festivallerin yanısıra Japonya'da Akoyishidai ve Türkiye'de İstanbul, İzmir ve Ankara'da düzenlenen müzik festivallerine katılmışlardır.
Ufuk ve Bahar Dördüncü, Ensemble Contrechamps, Bilkent orkestrası, Cenevre Oda Orkestrası, Ankara, Istanbul, İzmir Devlet Senfoni Orkestraları gibi taninmis orkestralar tarafından düzenli olarak davet edilen uluslararası üne sahip iki sanatçı.
2006 yılında, 4 El için Fransız muziğini “Rendez-Vous Avec l’Enfance” isimli albümle piyasaya cıkarttıkları CD buyuk sükse yaptı ve başarılarının devamında rol oynadı. 2 piyano ve 2 perküsyondan oluşan Makrokosmos isimli quartetin son çalışması, Hat-Hut prodüksiyon firması tarafından 2007 yılı sonu itibari ile dinleyenlerin beğenisine sunulacak. Bu çalışmada özellikle kendileri için Stefano Gervasoni tarafından bestelenmiş bir eser de bulunuyor.
Onlar için "Türkiye'nin Kültür Elçileri" diyebiliriz. Ülkelerini müzikleri ile dünyanın birçok ülkesinde temsil ederek, dünyaca tanınan müzik eleştirmenleri tarafından her zaman çoşkuyla karşılanmışlar ve övgüye değer görülmüşlerdir. Son olarak İsviçre ve Fransada bulunan hasta çocukların bakımını destekleyen “Prim’Enfance” Vakfı tarafından kendilerine Onursal Uye ünvanı verildi.
Cumhuriyet
Sanki bir piyanist 4 elle çalıyor
ANKARA - Türk-lsviçre Dostluk Haftası nedeniyle yann Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konser salonunda bir resital verecek olan Ufuk ve Bahar Dördüncü piyano ikilisi, önümüzdeki günlerde Cenevre'de, Amerikalı besteci Louis Pelosi'nin onlar için yazdığı yapıtın ilk seslendirisini yapacaklar.
Türkiye'nin yabancı ülkeleri ve turistleri "kılıc-kalkan'la fethetmesine ya da "Türk gibi kuvvetli" sözünü böyle kanıtlamasına gerek yok. Çağımızda artık sanat elçilerimiz bunu daha estetik yapabiliyorlar. Ufuk ve Bahar Dördün-cü'nün Fransa'daki konserlerinden sonra yazılan eleştirinin başlığını oluşturan "Türkler gibi kuvvetli" cümlesi bunun güzel bir örneği. Bu, Dördüncü kardeşler için yurtdışında yazılandan birinin yalnızca başlığı. Ülkemizde gerekli yankıyı uyandırmasa da yurtdışında verdikleri her konser sonrasında büyük övgü almaktalar. İşte bunlardan birkaç örnek:
Westdeutsche Zeitung (20 Aralık 1990) - Sanatçılar konserin verildiği podyumda yüksek disiplinde yarışanları andırıyorlardı.
Ufuk ve Bahar Dördüncü kardeşler, Cenevre konserlerinden sonra Almanya, Fransa, İtalya'da konserler verecekler. Olimpiyat disiplini olsaydı, uluslararası alanda tanınan Dördüncü kardeşlerin tuşlar üzerinde uçuşan, kuvvetli ve hatasız ton vuruşları yaratan parmaklan olimpiyat madalyası alırlardı.
Rheinische Post (19 Aralık 1990) - Gözlerimizle görmeseydik inanmazdık. Sanki bir piyanist dört elle çalıyordu. Bir piyanonun sesi istemeyerek diğerini hiç bastırmadı. Devamlı olarak ortak bir Crescendo, Decrescendo veya Accelerando gözlenmekteydi.
Mozart'tan bu yana iki piyano için yazılan eserlerin sayısı parmakla sayılacak kadar az ama bu dar repertuara Dördüncü Kardeşler artık kendileri için yazılan eserleri de ekleyecekler. Amerikalı besteci Lm Pelosi'nin onlar için yazdığı eserin ilk seslendirilişini önümüzdeki günlerde Cenevre'de yapacaklar. Kemal Sünder'in "Concertino"sunun ilk seslendirilişini Ankara Festivali'nde ve daha sonra Brezilya'da yine onlar yapmıştı. Şimdi de gündemlerinde Çetin Işıközlû'nün ilk iki piyano için yazdigi konçertosunun ilk seslendirilisi var.
Bu yılın sonuna kadar olan, programlari ise oldukça yüklü Almanya konserlerinden yeni dönen Dördüncüler, haziran ayındaki Cenevre konserlerinden sonra yine Almanya, Fransa ve italya'da konserler verecekler.
"Ufuk ve Bahar, 21. yüzyılın sanatçıları. Çağdaş, modern ve yenilikçi iki kadın her şeyden önce. Avrupa'da verdikleri konserlerinde sanatlarını bir Türk olarak sergilemelerinin yanı sıra bu imajı da çiziyorlar."
Yurtdışındaki konserlerinde gördükleri" ilgi ve aldücîan elestiriler şüphesiz Türkiye'dekiden daha çok. Ama onlar hâlâ iki Türk piyanisti ve bunu aynmındalar. Her şeye rağmen bütün organizasyon bozuklukları ya da değer bilgeliğe rağmen ülkelerindeki konserlerini ihmal etmiyorlar, ikisi de yurtdışında yaşayan Dördüncü kardeşler, ülkelerinde gelen her öneriyi değerlendiriyorlar. Daha iki ay önce deprem felaketzedeleri için verdikleri konser bunun güzel bir örneği.
Konser Sezonu 2008
Konser Sezonu 2008
istanbul : Resital Issanat
MART 2008
forum Meyrin iki piyano konseri
NİSAN 2008
Paris : Makrokosmos Dörtlüsü
MAYIS 2008
Genève : Berg Kammerkonzert H.Holliger ile
Beaune (France) : Prim'enfance derneĞi için konser
HAZİRAN 2008
İstanbul : UBS Konseri
AĞUSTOS 2008
Japonya : Suntory Hall Konser ve Toho gakuen üniversitesinde Master Class
Repertuar
Repertuar
Bach Carl Philipp Emmanuel (1714 - 1788)
Bach Johann Sebestian (1685 - 1750)
Bartok Béla (1881 - 1945)
Bayer Francis (1938 - )
Bergmann Erik (1911 - )
Bério Luciano (1925-2003)
Bernstein Leonard (1918 - 1990)
Bizet Georges (1838 - 1875)
Blank William (1957 - )
Brahms Johannes (1833 - 1897)
Bruch Max (1838 - 1920)
Chopin Frédéric (1810 - 1849)
Chostakovitch Dimitri (1906 - 1975)
Crumb George (1929 - )
Czerny Karl (1791 - 1857)
Debussy Claude (1862 - 1918)
De Falla Manuel (1876 - 1946)
Denisov Edison (1929 - 1996)
Donatoni Franco (1927 - 2000)
Dutilleux Henri (1916 - )
Dvorak Antonin (1841 - 1904)
Fauré Gabriel (1845 - 1924)
Foss Lukas (1922 - )
Gershwin George (1898 - 1937)
Isikozlu Cetin
Kabalevski Dmitri (1904 - 1897)
Kadosa Pál (1903 - 1983)
Kozeluh Leopold Antonín (1748 - 1818)
Kurtág György (1926 - )
Lindberg Magnus (1958 - )
Liszt Franz (1866-1876)
Lutoslawski Witold (1913 - 1994)
Martin Franck (1890 - 1974)
Martinu Bohuslav (1890 - 1959)
Mendelssohn-Bartholdy Félix (1809 - 1847)
Milhaud Darius (1892 - 1974)
Moussorgsky Modest (1839 - 1881)
Mozart Wolfgang Amadeus(1756 - 1791)
Orff Carl
Pélosi Louis
Poulenc Francis (1899 - 1963)
Prokofief Sergueï (1891 - 1953)
Rachmaninof Sergueï (1873 - 1943)
Ravel Maurice (1875 - 1937)
Saint-Saens Camille (1835-1921)
Satie Eric (1866 - 1925)
Schnittke Alfred (1934 - 1998)
Schubert Franz( 1797 - 1828)
Schumann Robert (1810 - 1856)
Scriabine Alexander (1872 - 1915)
Stravinsky Igor (1882 - 1971)
Sunder Kemal
Takemitsu Toru (1930 - 1996)
Vieru Anatol (1926 - 1998)
Güneş Gazetesi
İki piyanoda iki Rahmaninof
Ufuk-Bahar Dördüncü piyano ikilisi, Sergei Rahmaninov'un "Süit No: 2 Op. 17" ve "Süit No: l Op. 5/Fantezi Tablolar" ve Bela Bartok'un "Mikrokosmos tan 7 Parça" ve İgor Stravinsky'nin "2 Piyano için Konçerto" adlı eserlerin seslendirecekleri resitalleriyle İstanbul Festivali'ne konuk oluyorlar bugün.
1961'de Antakya'da doğan Ufuk Dördüncü, Ankara Devlet Konservatuvarı'nda Gülay Uğurata ve Bedii Aran ile çalıştı. 1980'de Cenevre Konser-vatuyarı piyano yüksek bölümü sınavını kazandı ve M.N' Kaoua ile eğitimini sürdürerek, birincilik ödülü ile okulu bitirdi. Daha sonra H.Datyner ile ihtisas yaptı ve 1986'da.Virtüozluk Ödülü'nü alarak mezun oldu.
Bu arada İngiltere'de, 1981 de Darlington Müzik Okulu ile 1985'te Maria Curcio'nun kurslarına ve Vlado Perlemutter'in "Ravel" stajına katıldı. Halen Fransa'da François-René Duchâble ile çalışmalarını sürdüren Ufuk Dördüncü, kardeşi Bahar ile ikili ve dört el piyano olarak Türkiye'de ve çeşitli Avrupa ülkelerinde resitaller, orkestra eşliğinde konserler vermekte, radyo ve televizyon programlarina katilmaktadir.
1965'de Ankara'da doğan Bahar Dördüncü ise Ankara Devlet Konservatuvarı'nda Kamuran Gündemir, Gülsin Onay ve Elif-Bedii Aran ile eğitim gördü. 1981 de Cenevre Konservatuvarinin yüksek piyano bölümüne girerek D.N'Kaoua ve M.Vercelli ile çalıştı. H.Datyner ile ihtisas yaparak birincilik ödülü ile mezun olan Bahar Dördüncü, ablası Ufuk ile de Vlado Perlemutter'in "Ravel" stajına katıldı.
François-René Duchâble ile çalışmalarını sürdüren sanatçı, ablası Ufuk Dördüncü ile ikili ve dört el piyano olarak Türkiye ve birçok Avrupa ülkesinde resitaller ve orkestra eşliğinde konserler verdi, tiyatro ve televizyon programlarına katıldı. İsviçre'de yaşayan Bahar Dördüncü, Cenevre Konserva-tuvarı'nda öğretim görevlisidir.
Rachmaninof un l ve 2 numaralı süitleri, Bela Bartok'un "Mikrokosmos"undan 7 parça ve Igor Stravinski'nin iki piyano için konçertosu gibi piyano dağarının zorlu eserleriyle müzikseverlerin karşısına çıkacak olan Ufuk ve Bahar Dördüncü, Avrupa'da verdikleri çeşitli resitallerde de yorumladıkları bu eserlerle olumlu eleştiriler aldılar. Almanya'da verdikleri bir konserden sonra westdeutache Zeitung'un eleştirmeni Liz Schonk şöyle yazıyordu:
"Sanatçılar, konserin verildiği podyumda, yüksek disiplinde yarışanları andırıyorlardı. Eğer piyano bir olimpiyat disiplini olsaydı, uluslararası alanda tanınan Dördüncü kardeşler, kuvvetli ve hatasız ton vuruşları yaratan parmaklarıyla olimpiyat madalyası alırlardı..."
Türkiye'de ve dünyada imajlarını bir "ikili" olarak çizen Dördüncü'ler, "Biz Pekinel veya Labèque kardeşlerle karşılaştırmıyoruz kendimizi" diyorlar. Bu konuda oldukça mütevazı davranan sanatçılarımızın bu alçak gönüllülüklerini Almanya'daki konserlerinden sonra Rhenische Post'da yer alan kritik adeta yalanlıyor:
"Bir Türk piyano ikilisi duyulduğunda akla hemen Güher-Süher Pekinel kardeşler geliyor. Bu ülkeden, dünyaca anılacak bir yolda ilerleyen başka sanatçıların da olduğunu bugüne kadar bilmiyorduk. Palais Wittgenstein'da bunu öğrendik. Ufuk ve Bahar Dördüncü kardeşlerin konserlerini dinledikten sonra, Pekinel kardeşlerin, eriştikleri düzeyi tırmalayanların kendi ülkelerinden çıkacağından ötürü sıkı durmaları gerekiyor."
Çok iyi anlaşan iki kardeş olan Ufuk ve Bahar Dördüncü piyano ikilisinin yaşamlarında "Şu kişilerden de iyiyiz, bunlarla kıyaslanmayacağız, şu grupla iyi ilişki kurmalıyız, şimdi şunlara telefon edip plaıi yapmalıyız" gibi somut çerçeveler var. Ama müzik başlayınca her şey unutuluyor, o zaman bir başka dünyaya giden sanatçılar çalışma odalarına kapanıp önceden çizdikleri plana, çerçevelere yönelik duygusal içeriği yerleştiriyorlar.
Bu akşam AKM'de Ufuk ve Bahar Dördüncü piyano ikilisi, 4 el'i "bir" el yaparken, iki piyano demenin iki partinin tek ses halinde duyulması" olduğunu bir kez daha kanıtlayacaklar...
Konser Sezonu 2007
Konser Sezonu 2007
CD projesi Hathut etiketi ile
MART 2007
istanbul Senfoni , Poulenc 2 Piyano Konçertosu
Cenevre BARTOK 2 Piyano ve 2 Vurmalı Çalgılar Sonatı
NİSAN 2007
Ankara Festivali
MAYIS 2007
Çin Turnesi
Ankara Resital Lösev Derneği
HAZİRAN 2007
İstanbul Festivali
EYLÜL 2007
Kolombiya
Schubertiade, İsviçre
EKİM 2007
Resital Lozan
Cenevre Oda Orkestrası eşliğinde Bartok 2 Piyano ve 2 Vurmalı Çalgılar Konçertosu.
KASIM 2007
İstanbul CRR , Martinu 2 Piyano Konçertosu
Müzik ve Şiir , resital Ravel , Alain Caré ile
Kayıtlar
Kayıtlar
Rendez-vous Avec L'enfance
Distribution:Disques Office
www.disquesoffice.ch
CLAUDE DEBUSSY (Petit Suite)
En Bateau 03:33
Cortege 03:04
Menuet 03:03
Ballet 03:09
GABRIEL FAURE (Suite de Dolly, Op. 56)
Barceuse 02:27
Mi-a-ou 01:84
Le Jardin du Dolly 02:46
Kitty-Valse 02:13
Tendresse 03:35
Le pas Espagnole 02:03
ANDRE MESSAGER (Trois Valses)
Maestoso 01:57
Moderato 04:22
Allegro Giocoso 03:07
MAURICE RAVEL (Ma Mère L'Oye)
Pavane de la Belle au bois dormant 01:37
Petit Poucet 02:59
Laideranotte, Ýmperatrice des Pagodes 03:25
Les entretiens de la Belle et de la Bete 03:46
Le jardin feerique 03:02
---------------------------------------------------------
Duo Ufuk & Bahar Dördüncü, pianistes
Enregistrement au studio Ernest Ansermet
Radio Suisse Romande à Genève en 1993
Prise de son: Maurice Charriére.
Régisseur musical : Istvan Zelenka.
Photo: Jean-Rémy Bertoud. Jean-Luc Reider pour le texte.
Photolithographie: Bienna SA, CH-Bienne
Remerciements
Department Instruction Publique Genevoise
Fonds Culturel
Fondation Honegger
Francis Poulenc:
Sonate pour 2 pianos (1953) (Ed. Max Eschig)
1. I. Prologue 6'52"
2. II. Allegro molto 5'38"
3. III. Andante lyrico 7'00"
4. IV. Epilogue 4'50"
Total : 24'32"
Claude Debussy:
En blanc et noir pour 2 pianos (1915) (Ed. Durand)
5. Avec emportement 4'20"
6. Lent. Sombre 6'38"
7. Scherzando 4'18"
Total: 15'16"
Béla Bartok:
Sept pièces de mikrokosmos arrangées
pour 2 pianos (Boosey)
8. Rythme bulgare 1'04"
9. Etude d'accord et de trille 1'09"
10. Perpetuum mobile 48"
11. Canon Bref et son inversion 50"
12. Nouveau chant populaire hongrois 1'05"
13. Invention chromatique 1'00"
14. Ostinato 2'12"
Total: 8'05"
--------------------------------------------------------------
Wolfgang Amadeus Mozart Concerto for 2 Pianos and Orchestra
KV.365 No.10
Soloists: Ufuk & Bahar Dördüncü
Conductor: Juozas Domarkas
Cumhurbaskanligi Senfoni Orkestrasi
(Presidential Symphony Orchestra)
Allegro-Andante
Rondeau: Allegro
------------------------------------------------------------
Makrokosmos Quartet
Recorded January 2007 at RSR Studio Anserment Geneva
by Peter Pfister, assisted by Fanny Pfister;
Liner notes by Philippe Albera
translated in english by Dimitri Moliavko - Visotzky;
Graphic concept by fuhrer vienna;
Produced by MAKROKOSMOS;
Executive production by Werner X.Uehlinger
GEORGE CRUMB (1929)
1. Nocturnal Sounds (The Awakening) 5:55
2. Wanderer - Fantasy 5:19
3. The Advent 8:17
4. Myth 4:45
5. Music of the Starry Night 12:09
STEFANO GERVASONI (1962)
6. Sviete Tihi - Capriccio dopo la Fantasia per
2 pianoforti e 2 percusionisti (2006) 13:27
GEORG FRIEDRICH HAAS (1953)
7. Schictung, Schwingung, abbruch 12:11
8. In memoriam richard h. stein 6:10
9. "... indem ich die unsichtbare protagonistin
vor den vorhang hole..." (für gösta neuwirth) 3:09
Total Time 71:34
Cenevre Gazetesi
Dördüncü kardeşler: mükemmel biri ikili
Dördüncü ikilisi, çift piyano ile, müziksel uyumu doruk noktasına ulaştırıyorlar. Bu denli bir kaynaşma yalnızca birlikte çalışmış olmanın sonucu olamaz, aynı zamanda diğerinin çalacağı notaların tınısını güçlü bir önsezi ile hissetmeyi ve mutlu bir uyumu yakalamış olmayı da gerektirir. Bach’tan Rachmaninov’a, Mozart’tan Gershwin’e.
Dört elle mi? Cuma günü verdikleri resitalde de gördüğümüz gibi, Ufuk ve Bahar da tiz sesle başlayıp kalın sese ulaşabiliyorlar. Gabriel Fauré tarafından ısırılan Dolly’nin saf şefkatini gösteriyor Ufuk. Bu çocuksu cazibeleri, geçmişteki zerafet, coşku (özellikle de Berceuse’de-Ninni), iyilik ve tebessümler besliyor. Ancak bu aydınlığı yaratan, çizgileri belirginleştiren, Schubert’in “fantaisie”’sinin derinliklerine inen Bahar’dır. Her birinin müziksel kişiliği ile zenginleştirilmiş bir ifade biçimi vardır ama damarlarında akan tek bir kandır.
Naif duruluktaki Ravel’in “Ma Mère l’Oye”’’un orijinal versiyonu bunun en büyük kanıtıdır. Dördüncü ikilisi, bu çalışmada kişisel içgüdülerini ve çalışma disiplinlerini ortaya koyuyorlar: masalsı iyilikleri, bilinmeyen, gizemli, gerçek sırların bulunduğu mekanların kapılarını aralıyor. Ufuk ve Bahar’ın sergilediği performansa hayran kalmamak imkansız. Onları tekrar dinlemek için sabırsızlanan insanlar, ...Haziran Cumartesi, saat 18.30’da Lyon’da teknede verecekleri konsere gidebilirler; Mozart, Schubert, Debussy, Ravel eserleri. Bilgi telefon 00 33 / 72 74 03 12.
Jean-Luc Rieder.
Konser Sezonu 2006
Konser Sezonu 2006
CENEVRE, İSTANBUL
NİSAN 2006
"Rendez-vous avec l'enfance" adı altnda çıkan son cd
MAYIS 2006
CENEVRE
HAZİRAN 2006
CENEVRE (Müzik günleri), BERN Félix Renggli (flut) ile resital
EKİM 2006
BUDAPESTE, LOZAN ve BERN. Kasım 2006: İSTANBUL
Basından
Basından
Waz Wendredi
Çoşkuyla çalan iki kızkardeş
Bir klavyede dört elle çalmak, iki piyanoda çalmaya kıyasla birçok teknik zorluk içerir. Eşlerden her biri klavyenin ancak yarısını kullanabilir, bu da hareketleri senkronize etmek için çok daha fazla konsantrasyon ve repertuvar tercihinde daha seçici olmayı gerektirir.
Werden’deki “Bürgermasterhaus”’da konser veren Ufuk ve Bahar DÖRDÜNCÜ için bahsettiğim konular en ufak bir sorun yaratmıyormuş gibi görünüyor. Gecenin en heyecanlı anı, Claude Debussy’nin “Six Epigraphes Antiques” (altı antik yazıt) idi. Büyük bir incelikle, oraya buraya saçılan ufak renklerle ortamı mistik ve melodramatik bir havaya büründürdüler.
Konser Sezonu 2005
Konser Sezonu 2005
H.HOLLIGER ile konser LIZBON
HAZIRAN 2005
CD İSTANBUL
AĞUSTOS 2005
ROYAUMONT Atolye (Paris)
EYLÜL 2005
Konser HELSINKI
Konser STOKHOLM
EKİM 2005
Konser STRASBURG (MUSICA FESTIVAL) ve CENEVRE
KASIM 2005
T.FISCHER ile konser, BELFAST
ARALIK 2005
Resital İZMİR
Correiro Brasilisense
Yüzyıllardır süregelen Türk Müzik geleneği
Müziksel gelişmeleri adına, M.F.R. Duchable ile karşılaşmaları çok önemli bir rol oynamıştır. Mesleki kariyerleri onları birçok ülkede tanıttı ve birçok televizyon kanalında konser verdiler.
Konserler
Konserler
KARLSRUHE, BADISCHE NEUESTE NACHRICHTEN BADENDDRUCK G.M.B.H.
“Piyano ile bütünleşen iki kardeş”
J. Brahms Op.56 : iki piyano arasında uyum sağlamak ve çalışlarındaki eşzamanlılığı ayarlamak Dördüncü kardeşler için sorun teşkil etmiyor. Çalış tarzlarındaki uyumluluk ve oldukça özgün tınıları birbirlerini tamamlıyor.
Senfonik bir yoğunluğa sahip en hareketli parçalarda bile, iki piyanist hakimiyetlerini koruyorlar. Müziğe derinlik katıp, zekice duyarlı bir canlılık veriyorlar.
Fr. Chopin Op. 78 Rondo, bu parçadaki çok yüksek virtüoz çıkışlarına ve o inanılmaz ses yoğunluğuna rağmen, Ufuk ve Bahar DÖRDÜNCÜ bunu ışıltılı bir oya gibi işliyorlar.
Parçadaki çıkışları vurgulanması, çalışlarının eş zamanlı olması oldukça etkileyici. Bu etkileyici özellikleri, hiç sekmeden yapılan nota vuruşları, B. Bartok’un Mikrokosmos’unda daha da iyi ortaya çıkıyor.
Göze çarpan bir diğer nitelikleri ise, çok yoğun vuruşlu parçalarda bile, piyanistlere özgü artistik hareketlerin öne çıkmasına izin vermeyişleri ve B.Bartok’un müziğinin çetrefil zorluluklarının diğer piyanistlerle kıyaslanamayacak bir vuruş ve ses anlayışıyla yenmeleri.
S. Rachmaninov’un Op.5’ini çalarken , diğer ünlü piyano ikilileri ile karşılaştırılmalarından korkmalarına gerek kalmadığını ispatlıyorlar. Piyano ikilisi, müziğin çekiciliğinden ödün vermeyerek, yoğun cümlelerdeki ses yığınlarıni düzene sokuyorlar. Hayalle dolu yavaş bölümden sonra, Rus paskalyasınının sesli fresklerinin olduğu parçayla bizi finale sürüklüyorlar. Dinleyiciden gelen yoğun istek üzerine, iki kez daha bu havai fişek gösterisinin tüm özelliklerini sergileyerek çalıyorlar.
İletişim
İletişim
ufuk-dorduncu@neuf.fr
makrokosmos@bluemail.ch
Bahar Dördüncü
bahardorduncu@mysunrise.ch
www.assonances.org
Türkiye için:
Remzi Buharalı: remzibuharali@gmail.com
Tel. 00.90.532.207.88.00
Avrupa için:
Eric Denut : eric.denut@instantpluriel.com
Tel: 00.33.148.00.81.02
Mobile : 00.33.673.47.01.61
Caroline Maby:caroline.maby@instantpluriel.com
Tel : 00.33.148.00.81.01
Mobile : 00.33.633.19.85.11
www.instantpluriel.com
Cumhuriyet Gazetesi
Piyano başında iki kardeş
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın geçen hafta sonu verdiği Gençlik Konserleri’nin solistleri arasında Uful ve Bahar Dördüncü kardeşer de vardı. 1961 ve 1965 doğumlu iki kardeş. Saint-Saens’ın ünlü “Hayvanlar Karnavalı’nı çaldılar. Ufuk ve Bahar Dördüncü Piyano İkilisi, bugün de Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası eşliğinde bir konser verecek. Bugünkü konserlerinde Bartok, Debussy, Stravinski ve Ravel’in yapıtlarını yorumlayacak olan Dördüncü kardeşler önümüzdeki aylarda Amerika, İtalya, Fransa, İngiltere ve Japonya’da dakonserler verecekler. Gelecek yaz Uluslararası İstanbul Festivali’nde de dinleme olanağını bulacağımız Ufuk ve Bahar Dördüncü’nün son konserleriyle ilgili olarak Filiz Alinin yorumunu ve arkadaşımız Ahu Antmen’in sanatçılarla yaptığı bir söyleşiyi sunuyoruz.
Bir anne ilk çocuğu doğduğunda onun "zarif" bir kız olarak yetişmesini istiyor. "Atatürk ilkelerini yaşayan ve yaşatmak isteyen bir kadının nasıl olması gerektiğini" düşünüyor hep ve karar veriyor. Sanattan uzak düşünülemez bu kadın. Önce bale dersleri almaya başlıyor kızı, daha sonra piyano. Birkaç yıl sonra doğan ikinci kızı da piyanoya başlıyor kısa bir süre sonra. Bugün bu iki kardeş Türkiye'yi yurt dışında temsil eden iki ünlü piyanist Ufuk ve Bahar Dördüncü.
1991 konser sezonunu Türkiye'de, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası'yla birlikte açan piyano ikilisi, Ankara Devlet Konservatuar'ında piyano eğitimi gördükten sonra Cenevre Konservatuarı'nın yüksek bölümüne girmişler. Cenevre'de Prof. H. Datyner'in virtüözlük sınıfını birincilikle bitiren sanatçılar, aynı zamanda kapasite diplomaları da alarak aynı okulda öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamışlar, hala da bu görevi sürdürüyorlar.
Avrupa'nın önemli sanat merkezlerinde konserler ve resitalller veren Ufuk ve Bahar Dördüncü kardeşler, sürmekte olan Almanya turnelerini bölerek Türkiye'de bulunuyorlar. Bugün Ankara'da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasıyla birlikte Stravinsky, Barfok, Debussy ve Ravel'in yapıtlarını seslendirecek olan sanatçılar, önümüzdeki aylarda Amerika,İtalya, Fransa, İngiltere ve Japonya'da bir dizi konser gerçekleştirecekler.
İki kardeş evde sürekli Mozart ve özelliklle Brahms dinleyerek büyümüşler. Bu belki de bugün müziğin bu kadar içinde olmalarına bir neden olarak gösterilebilir. Dördüncü kardeşler, aileden gelen bu müzik kültürünü yadsıyamadıklarını, ancak bir tek bu etkiyle müzik yapılamayacağına inanıyorlar. " Çalışmadan hiç bir yere gelinemeyeceği" düşüncesindeler...
Ufuk Dördüncü, "Bizim beş dakika boş vaktimiz yok aslında" diyor ve Cenevre'de neredeyse her an birlikte geçen yaşamlarından bir kesit veriyor: "Cenevre Konservatuarı'nda öğretim görevlisi olarak çalıştığımız için o günlerdeki çalışma randımanımız biraz düşüyor. Ama mutlaka her akşam ve her hafta sonları öğleden sonraları Bahar'la birlikte çalışıyoruz. Tabii ayrı olarak da çalışmayı sürdürüyoruz. Bu arada başka müzik gruplarıyla ortak çalışmalarımız da var. Bizim için gün saat 08.00'de başlıyor, gece 23.00 hatta daha geç saatrlere kadar sürdürüyor. Bazen hiç durmadan..."
Ufuk ve Bahar Dördüncü'yü birbirinden ayrı düşünmek olanaksız gibi. Piyano başında birlikte oldukları kadar " müzik dışında" da bir aradalar, ama zaten müzik dışında bir yaşam söz konusu değil onlar için. Birbirlerine çok benziyorlar. Önce elleri...Saç biçimlerinden, konuşmalarına, mimiklerine ve hatta seçtiklari gözlük biçimine kadar! İki sanatçı piyano başında bir ikili oluşturma düşüncesinin kardeş olmalarından ileri geldiğini söylüyorlar. Küçük yaşlardan beri sürekli birlikte çalışmış olmalarınıun etkisi de tartışılmaz kuşkusuz. Bazen biri, bazen diğeri söz alarak anlatıyorlar: " Piyanoya ilk başladığımız yıllarda da birlikte çalışıyorduk. Bu bir çeşit zorunluluktu, çünkü evde tek piyano vardı. Dötr el çalışmalarımız sırasında hep denemeler yapardık. Daha sonra ikili piyanoya geçerek bu birlikteliğimizi sürdürmeye karar verdik. Herkesin bildiği gibi dünyada çok fazla tek çalan piyanist var. Zaten ikili çalışmalarımız sonucu güzel eleştiriler aldık. Bundan sonra da yalnız çalışmayı düşünmüyoruz. İkili piyano bir tarz. Biz de bunu çok iyi yapmak istiyoruz."
Dördüncü kardeşlerin belki çocukluk yıllarından kalma bir anı belki de bir alışkanlık olarak Brahms!a karşı bir zayıflıkları var. Aslında ikiside müzisyenler arasında ayrım yapmaktan hoşlanmıyor. Özellikle de çalarken. Ufuk Dördüncü bu arada ikili piyano repertuarının kısıtlı oluşuna dikkat, çekiyor: "Mozart'ın devrinde ikili piyano için fazla eser yazılmamış. Mozart'ın bir sonatı, bir de konçertosu var örneğin. Brahms'ta dört el çok, ama ikili piyano eseri az. Schubert de dört el için epeyce yazmış. Ravel'den sonra ise ikili piyano için yazılmış eserler çoğalıyor ve sonra 20. yüzyıl eserleri başlıyor. Biz daha çok Fransız bestecilerini tercih ediyoruz, zaten kendi çağımıza yakın eserler seslendirmekte yarar var sanıyorum."
İki kardeş birbirlerine ne kadar çok benzeselerde ve konuşurken bile " tek bir kişi" izlenimine kapılsa da insan, zaman zaman ayrılığa düştükleri oluyor. Konserler öncesi ne çalacaklarına karar vermeleri aşamasında örneğin. Bahar Dördüncü şöyle diyor bu konuda: "Ne kadar kardeş olsanız da birbirinize saygınız olmalı. Eğer saygı varsa o zaman fikir ayrılığına da düşseniz de güzel bir sonuca varabiliyorsunuz. Zaten saygınız yoksa karşınızdakine kendi fikrinizi empoze edebilmek için pek de hoş olmayan yollara başvuruyorsunuz. Ama biz çok güzel anlaşıyoruz..."
1991 yılının ilk haftası yoğun ve ilginç konserlerle doluydu İstanbul'da. Cuma-cumartesi haflalık olağan senfonik konserlerde genç kuşağın yeni yetenekleriyle tanıştık.
Arabeskleşme, yozlaşma, popülizm adına düzeysizlik ve zevksizlik derken birileri bir de bakıyorsunuz kendi köşelerinde mırıl mırıl çalışmışlar, ortaya insan emeği ve yeteneğinin ulaşabileceği en güel en değerli ürün olan müzik ürününü çıkarmışlar.
Aralık ayının son haftasında 1990'ı geride bırakırken Cihat Aşkın gibi her bakımdan özel ve üstün yetenekli bir gencin konserleri ile geleceğimize umutla bakma mutluluğuna ermiştik. Şimdi de 1991'i yine genç yeteneklerimizin yeni umutları ile açmaktayız.
4 - 5 Ocak IDSO konserlerini Yusuf Güler Aksöz yönetti. Program, Arcengelo Corelli'nin Ettore Pinelli tarafından Yaylı Çalgılar Orkestrası'na uyarlanan Üç Saray Dansı, Sarabande, Gigue ve Badinerie ile başladı. Bu mücevher gibi zarif ve pırıltılı dansların yorumu da o denli zarif ve pırıltılıydı kutlarım...
Daha sonra Mendelssohn'un op. 64 Mi Minör Keman Konçertosu'nu yorumlayan Ersun Kocaoğlu, Cihat Aşkın gibi 22 yaşında bir gençti. 1968 yılında İzmir'de doğan Ersun, önce İzmir Konservatuarı'nda Nazar Alapınar ile keman çalışmış, sonra Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesinin sınavını kazanarak Leda Cenaz ile çalışmalarnı devam ettirmişti. 1989'da okulu yüksek şeref derecesiyle bitiren Ersun ayrıca 1989 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda 9 yıldır düzenlenmekte olan Ulusal Müzik Yarışması'nın keman dalında birincilik ve en iyi Türk eseri yorumcusu ödüllerini kazanmıştı.
Yüksek Lisans çalışmalarını yine Bilkent Üniversitesi'nde Suna Kan'la sürdüren Ersun Kocaoğlu, Mendelssohn'un konçertosunun ilk bölümünde sanırım sahne heyecanının etkisiyle orkestra ile beraber düşme açısından sallantılar geçirdi ve bir takım pasajları kendine göre değişik notalar ilavesiyle yorumladı, ama ikinci (andante) bölümünde heyecanını yenerek sahneye alıştı, konsantrasyonunu bozmadan asıl niteliklerini sergileyebildi. Son bölümünde ise artık iyice rahatladığı gözlenen sanatçı ajilitesini, kolaylığını, kemancı kumaşını artık çekinmeden gözler önüne seriyordu.
Yılın ilk gençlik konserlerinin öteki solistleri ise Ufuk ve Bahar Dördüncü kardeşlerdi. 1961 ve 65 doğumlu Dördüncü kardeşler, ailenin müzğe eğilimi ve desteğiyle küçük yaşta piyano dersleri almaya başlamışlar. Ankara Devlet Konservatuvar'ndan sonra Cenevre Koservatuvarı Yüksek Bölümü'nü de bitirip hayata atılan genç dördüncü kardeşler, "Hayvanlar Karnavalı" nı çaldılar hafta sonu konserlerinde.
Kardeş olmanın ve uzun yıllar birlikte çalışmaın alışkanlığı ile rahat iletişim kurabilen Ufuk ve Bahar, Saint-Saens'ın bu nüktedan ve muzipliklerle dolu eserini Engin Titiz'in kontrabasla, Reyent Bölükbaşı'nın da çello ile yaptıkları güzel soloları da hesaba katarsak doğru ve keyifli bir yorumla aktardılar dinleyicilere.
AHU ANTMEN - FİLİZ ALİ
Kultur In Dusselforf
Klavye üzerinde kasırga gibi
Claude Debussy’nin “en blanc et noir”’ından (beyaz ve siyah) hiç birşey eksilmemişti, abartılı bir duyarlılıkta mükemmel arpejleri ve fısıldanan akordlarına rağmen kaynak suyu kadar taze ve duru idi. Maurice Ravel’in “Valse”’inde, Türk ve İspanyol mizaçlarının patlamasının nasıl dindiğini gördük. Kendinden geçmişçesine çalan dört ele, ritmi vurgulayan bedenleri de eşlik etti.
Genç ve taze bir yorum, içten alkışlar, bir tekrar gerektiriyor!
RHEINSCHE POST
Olabildiğince asil virtüözlük
Geniş repertuvarlarında, DÖRDÜNCÜ’ler, empresiyonizm, ve modernizmin başlangıcını konu alan dinamik bir program hazırlamışlardı. Bilindiği gibi, bu periodlarda yapılan çalışmalar virtüoz dalında yüksek yeterlilik gerektirir. I. Stravinsky’nin “Concerto pour deux pianos”’su (İki piyano için Concerto)ile konsere başladıklarında çok hoş bir ürperti sardı içimizi. Sanatçılar perküsyon (vurma) unsurları için kuvvetli birer bilek gösterdiler ve I. Stravinsky’ye özgün müzik dilinin her notasına can verdiler. F. Martin’in “études de concert”’inin mükkemel yorumu, bizler için adeta çok büyük bir müzik olayı oldu.
F. Martin’in Etude’lerinde “çizgilerin birbirini izleyişi” için mükkemel bir senkronizasyon sahnelediler. “Ritm” için çalışmada bağlamalardan kaynaklanan parlak tezat. Gözlerimizle görmemiş olsak, burada tek bir piyanistin dört elle çaldığını düşünürdük. Kreşendolar (crescendo) hep birleştirici idi, ne ritenuto da ne de accelerando da hiçbir zaman bir piyano diğerini bastırmıyordu. Her final akordu müthiş bir belirginlikle veriliyordu, öyle ki en ufak detay bile konserle cümlelenmişti.
Claude Debussy: “En blanc et Noir” (Beyaz ve Siyah). Burada empresiyonist oyun en saf haliyle karşımıza çıkıyor. Konserin en can alıcı anı M. Ravel’in Valse’inin Adieu’sünün (elveda) hararetli yorumu idi. Akordlar o kadar gür o kadar yoğundular ki neredeyse saydamsız, Ufuk ve Bahar DÖRDÜNCÜ yansılanan valsin ritimini bulmayı, dramatik bölümleri vurgulamayı tempo tutan cümleleri unutmaksızın başardılar. Finale gelince,orkestral, nefes kesici, virtüozda mükemmelikti. Işıklı aydınlıkla, olabilecek en yoğun konsantrasyonun bir araya gelmesi.
Henüz çok genç olan bir ikili kendini tanıttı ve türünde en ünlü olanların arasına katıldı.
Le Dauphine Libere
Büyülü İkili
Hangisi Ufuk hangisi Bahar ayırdedemiyoruz, zaten bunun zerre kadar önemi de yok.
Yeteneklerinin ve virtüozlüklerinin yanı sıra, inanılmaz bir fiziksel varlıkları var. Biri güler yüzlü, oldukça rahat görünüyor, belli ki keyif almak için çalıyor. Diğeri ise ender rastlanan sinirli bir ifadeye sahip, klavyesine her türlü işkenceyi yapıyor, ama klavye durumdan hiç de rahatsız değil. Sanki ne kadar çok acı çekerse, çıkan sesler o kadar mükkemmel oluyor.
Uzun, ince bir yapıya sahip, durmaksızın devinen piyanist oldukça etkileyici bir coşku ve ciddiyetle kendini tümüyle işine adamış. Klavyenin üzerinde sürekli eğilip doğrulan, gri, ince silüeti görmek insanı derinden etkiliyor.
Üç besteci için tek bir virtüoz.
Dördüncü kardeşlerin çok yönlü yeteneklerini sergiledikleri gecenin akış düzenine uymadan anlatalım.
Alman kültürü ile Fransız estetiğine olan ilgisi arasında kalan İsviçreli besteci, Frank Martin’in “L’étude pour deux pianos” ‘sunda (İki piyano için Etüd), Ufuk ve Bahar bestecinin bu ikilemini oldukça titiz bir virtüözlükle ifade etmeyi başarıyorlar. Sonra Ravel geliyor, hem İsviçreli hem Bask olan Ravel’in yeniliklere oldukça düşkün bir müzik anlayışı vardır ve kendi çağında “devrimci” olarak nitelendirilmiştir. Dinleyicileri onun müziğinin şiirselliğini ve mizah yönünü uzun süre kavrayamamıştır. İki piyanistin yorumladığı, Ravel’in yirmi yılda tamamladığı, “La valse” yapıtı gerçek bir koreografik şiirdir.
Ufuk ve Bahar, günümüzde klasik olarak nitelendirilen bir bestecinin eserini, onun coşkulu ve oldukça etkileyici anlatımından, hayal gücünün duruluğundan ve mükemmeliğinden hiç birşey kaybettirmeden ifade ediyorlar.
Sanatlarının doruk noktasına Stravinski ile ulaşıyorlar.
Gelecekte Varşova ve New-York’ta konser verecek bu iki genç Türk, ruh halleri bakımından hocalarını andırıyorlar. Diaghilev’in (ateş kuşu) dostunun alevine sahipler ve tek başlarına “le sacre du printemps”’ı muhteşemliğine kavuşturacak yeteneğe sahipler. Stravinsky emekliliğinden sonra, İsviçreli şair Ramuz ile arkadaşlık kurmuştur böylece esin kaynakları “batılılaşmıştır”. Önce Fransız sonra Amerikan olmuştur, ne sanatındaki çok seslilik, “ne armonik çeşitliliği, ne de bağlamalı ritimleri rus asıllıdır” (Schoelzer). Geriye kalan yalnızca vahşiliği ve ilkelliğidir.
Kişisel ve karşıt dürtüleri arasında kalmış bu bestecilerin, isteyerek ya da istemeden kendi kök ve kültürleriyle sürgünlerinden kaynaklanan eğilim ve isteklerinin zıt değil ama tamamlayıcı yönlerini çok güzel bir şekilde aktarıyorlar.
LE DAUPHINE LIBERE
Klasik müziğin “başarısı”! ya da Dördüncü ikilisinin masal gibi konseri
Konser salonu tıklım tıklım doluydu. İçerideki hava özel gecelerin şatafatlı giysileri ile ışıldıyordu. Mozart, Debussy, Rachmaninov: Ufuk ve Bahar Dördüncü ikilisi tarafından sunulan üç eser.
Piyano tutkusu!
Ufuk ve Bahar Kardeşler Türkiye’den geliyorlar. İkisi de en iyi hocalardan aynı eğitimi almışlar: G. Ugurata ve E. Ve B. Aran. Avrupa genelinde de mükemmeleşmek için ard arda Cenevre konservatuvarına girip, D. N’Kaoua’dan, daha sonra da, H. Datyner ile öğrenimlerini devam ettiriyorlar. Her ikisi de virtüozluk ödülü alarak dikkatleri üzerlerine çekiyorlar.
O zamandan beri, Dördüncü kardeşler piyano ikilisi olarak çalışıyorlar,bu birliktelikleri onlara dünya çapında ün kazandırıyor. 1988 yılında solist olarak Uluslararası İstanbul Müzik festivaline davet ediliyorlar.
Konser!
Gece, Mozart’ın “une sonate pour quatre mains”’ı ile başladı, daha sonra Debussy’nin “en blanc et noir”’ı (beyaz ve siyah) çaldılar, son olarak daRachmaninov’un opus 17 “2eme suite pour deux pianos” çaldılar.
Burada, konser salonunun tonozunun altında, yeteneklerinin doruk noktasındaki sanatçılar ve onların sihirli enstrümanlarının verdiği devler savaşının bir meyvesi olarak muhteşem bir ses doğuyordu.
Dördüncü ikilisi her üç bestecinin de kendilerine özgü niteliklerini sergilemeyi başadılar. Dinleyiciler de, bu güzel gecede, müthiş yetenekli ve son derece uyumlu bu iki kardeşin, virtüoz çalışmasının özellikle de hem duygusal hem de anlamlı olan bu ifade zenginliğinin tadına vardılar.
Dördüncü kardeşler beş kez alkışlandılar ve tekrar tekrar sahneye çağrıldılar, dinleyiciler onları bütün gece bıkmadan dinleyebilirlerdi. Geleneklere bağlı olarak iki ufak kız çocuğu sanatçılara bir buket çiçek sundu. Böyle önemli bir gece müzikli Çarşamba’ların tanıtılmasında oldukça etkili olacaktır.
D.B.
Fotoğraflarımız
Seyirciler
Ufuk ve Bahar kardeşler yoğun bir ilgi gördüler ve dinleyicileri defalarca selamladılar.
MANNHEIMER MORGEN
"Piyano İkilisi"
Claude Debussy’nin “en blanc et noir” (beyaz ve siyah) yorumu çok dokunaklıydı, ama en etkileyici olan kuşkusuz Maurice Ravel’in coşku dolu “Valse”’i idi, orkestra versiyonundan daha özdü. Tüm bu virtüoz çalışmalarının ardından, iki piyanist, bize herkesin çok beğeneceği, özenle seçilmiş W.A. Mozart’ın “Sonate en Ré majeur a quatre mains” ‘in ilk bolumunui armağan ettiler.Çok güzel bir konserdi.